22 Ocak 2026 Perşembe
ÜMÜK
Merhaba;
Yazmayı seviyorum.
Gözlem yapmayı
Sosyoloji bilimini seviyorum.
Yazmak ciddi bir iştir.
Disiplin ister
Araştırma ister.
Yazarken işkembe-i kübradan sallarsan elalem kıçıyla güler.
Haa…
Unutmadan…
Çok ta önemsemeyeceksin kendini
Çok ta mesaj kaygısıyla yazmayacaksın satırlarını.
Rahmetli Cem Cemil Öztürk’le yaşadığım bir anımı anlatayım.
2009 da aday adayıydı.
Birikimli, entelektüel ve iyi bir işadamıydı.
NO PASARAN öznesiyle bir seçim kampanyası yürütüyordu.
İlginçti, renkliydi kampanya.
No pasaran= Geçit yok.
O dönem Aydınpost’da yazıyordum.
‘Yazarsın Abi’ diyerek cesaret veren, köşe veren Erman Çetin’e de buradan sevgi ve selamlar gönderiyorum.
Dönelim Cem Abiye
O dönemler kalemimiz keskin;
Sanıyoruz ki bir yazı yazıyoruz,
Herkes merakla okuyor.
Hizaya geçiyor.
Sanıyoruz ki dünya bizim yazının etrafında dönüyor.
Cem Abinin No pasaran kampanyasını, adaylığını eleştiren, ti ye alan, hatırlayınca bile üzüldüğüm bir köşe yazısı yazmıştım.
Tabi yorumlar falan derken Cem Abiyi güya silkelemiştik.
Sonra Cem Abi karşı cevap yazdı…
Kırılmıştı..
Kızmıştı…
Üzülmüştü belliydi…
Ve bana şöyle demişti.
Sen kendini köşe yazarımı sanıyorsun.
Sen köşe yazarı falan değilsin
Sen köşe yazısı yazarısın
Satırları çok açıktı ve ağırdı
Köşe yazarlığı derinlik ister.
Olgunluk ister.
Vizyon ister.
Köşe yazarlığı isyanı kaldırır da intikamı kaldırmaz.
Köşe yazarlığı rekabeti kaldırır da, kıskançlığı kaldırmaz
Haklıydı Cem Abi
Kendi adıma söylüyorum
Bizler köşe yazarı falan değiliz.
Köşe yazısı yazarlarıyız.
Yıllar sonra Cem Abi aramıştı.
Müsaitsen geleceğim demişti ve belediyede buluştuk.
Sarıldık.. barıştık, kahve içtik helalleştik..
Geçmişi ikimizde hiç açmadık
Ve bence ;
İkimizde pişmandık yazdıklarımızdan
Güzel Adamdı
Ruhu cenneti yaşasın,
Işıklar Yoldaşı olsun…
Vizyoner yüreği önünde saygıyla eğiliyorum.
Şimdi mi…
Şu anda mı…
Köşe yazarlığı öylemi
Adam iki yazı yazıyor,
Yazının sonunda ayıp olmazsa ibanını yazacak.
Tehdit
Şantaj
Montaj.
Canlıyı görürse ibanında
Ya da verirlerse eline üçüncü yazı değişiveriyor.
Tehdit övgüye,
şantaj işbirliğine,
montaj gerçeğe dönüşüveriyor…
Sonrada köşe yazarıyım diye;
Kalemimle Çağ açarım,
Çağ kapatırım diye
Önüne gelene;
Savcıya, Hakime, Valiye
Emniyet Müdürüne, Bakana
Siyasiye, Bürokrata ayar vereceksiniz öylemi
Hastirin gidin…
Köşe yazarıyım diye kasmadan önce
Daha elin kalem tutmazken
Kimdin,
Özgül ağırlığın neydi,
Soyun, sopun, cibilliyetin neydi,
Seni nasıl bilirlerdi,
Arkandan ne konuşurlardı,
Bir bakacaksın…
İki kelam yazıyorum diye kendini bir şey zannetmeyeceksin
Bir önceki yazını kimse hatırlamaz.
O kadarsın işte…
Bu arada kalemi çok kuvvetli olan, Ulusalda yazsa her gün yazacak
Vizona, bilgiye, karaktere sahip köşe yazarlarımıza bu köşeden
Selamlarımı saygılarımı iletiyorum.
Diğerlerimi…
Köşe yazısı yazarları yani..
Size sesleniyorum.
Öyle dar alanda kısa paslaşmaları artık kimse yemiyor.
İpliği pazarlara düşenlere;
Memleketi haraca bağlayanlara
Namus abidesi, dürüstlük timsali muamelesi çekince kimse kanmıyor.
Ümüğünle değil
Ellerinle, yüreğinle, vicdanınla yaz diyeceğiz
Ama
Sen yazamayacaksın…
Haaa….
Belki devam edeceksin ümüğünle yazmaya
Şunun şurasında ne kaldı ki
On vakte kadar daha yazacaksın ümüğünle
Sonrası mı Adalet
Er veya geç Adalet.
On vakte kadar..